En Küçük Yapı Taşı: HÜCRE Alm. Zelle (f), Fr. Cellule (f), İng. Cell. Canlının
canlılık özellikleri taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük
parçası. Cansız âlemde tuz, elmas gibi birçok cisimler, billûr hâlinde
bulundukları gibi, protoplazma da, muayyen vazifelere göre gruplanmış
mikroskobik parçalar hâlinde bulunur. Bu parçalara, hücre denir. Hücre
hayatın ilk müstakil parçasıdır. Canlılar, hücrelerden yapılmıştır. Bir
buğday filizi, hücre kulesi; küçük hayvanlar, bir hücre sarayı; insan
da büyük bir hücre şehri demektir. Bir
hücrenin genişliği ortalama 0.02 mm’dir. Birbirine bitişik hücreler
hâlinde bulunan protoplazma, plastik yâni balçık çamuru hâlindedir.
Dışardan bakıldıkça bulanıktır. Yumurta sarısı ortasındaki esmer leke,
civcivin protoplazmasıdır. Protoplazma muhtelif makinelerden müteşekkil
bir organizasyon ve bundan dolayı uzviyet ismini verdiğimiz faal, canlı
bir teşekküldür. Hayalîmizde, bir cep saatini binlerce defa küçültelim:
Bir mercimek, bir kum, bir toz ve nihayet görünmez şekilde düşünelim.
Nokta kadar tasavvur ettiğimiz ve işlemekte olan saate mikroskopla
baktığımızı düşünerek, bunu tekrar binlerce defa büyütmüş ve hiçbir
parçası ve faaliyeti değişmemiş bir hâlde görürüz. İşte, protoplazmayı
böyle fevkalâde küçük ve mükemmel tanzim olunmuş bir makina olarak
düşüneceğiz. Bu makinanın, bugüne kadar mikroskopla ancak büyük
parçaları tanınmıştır. İnsan
hücreleri ışık ve bilhassa harâret dalgaları alır. Bu sûretle kazandığı
kudretle çalışır. Yâni insan hücresi bir elektrik makinasına, bir
radyoya benzer. Kimyâ reaksiyonlarında, atomların dışarı verdikleri
enerjinin kesik kesik, yâni küçük tânecikler hâlinde salındığı
anlaşılmıştır. Bu enerji tâneciklerine kuant denilir. Leeuwenhoek isimli
araştırıcı, mikropları inceleyebilmek amacıyla tek mercekli bir
mikroskop yapmıştı. Bu sahada yapılan çalışmalar daha sonraki yıllarda
ilerleme kaydetti. 1665 yılında yaptığı çok mercekli mikroskobun
büyütmesini incelerken, şişe mantarındaki odacıkları gören Robert Hook
kesitlerde gördüğü dikdörtgen şekilli boşluklara“hücre” adını
vermiştir. Hücrenin bulunmasından sonra Nehemeyah Gru, bitki hücreleri
üzerinde çalışmış ve bitkilerin hücresel yapıda olduklarını ifâde
etmiştir. 1831’de İngiliz botanikçisi Robert Bron yaptığı çalışmaları esnâsında hücrede çekirdeği gördü. Teodor Svan hayvan hücreleri üzerinde, Matthias Schlaiden
ile de bitki hücreleri üzerinde çalışarak hücre teorisini ortaya
attılar. Bu teoriye göre; “Canlıların hepsi bir hücrelilerden çok
gelişmiş canlılara kadar hücrelerden meydana gelmişlerdir. Hücreler
bağımsız yaşayabildikleri halde birlikte iş görürler.” Akromatik
merceklerin keşfiyle cisimler renk değişmesi olmadan büyük ve net
görüntüler elde edilerek incelenme imkânı buldu. Rudolf Virchow
isimli araştırıcı hücrelerin değişik tip bölünmelerle çoğaldıklarını
buldu. Hücre organellerinin daha iyi incelenmesi, boyama tekniklerinin
gelişmesine paralel olarak gelişti. 1934’te 100.000 defâ büyütebilen
elektron mikroskobunun keşfi, hücre organellerinin birçoğu hakkında
yeni bilgilerin elde edilmesini ve yeni bir hücre modelinin ortaya
çıkmasına yol açmıştır. Son senelerde biyologlar hücrelerin iki tip olduğunu kabul etmektedirler. 1. Prokaryotik hücreler: Bakteriler
ve mâvi-yeşil alglerdeki hücre tipleri bu gruba girer. Bunların
çekirdek zarı ile çevrili çekirdekleri yoktur. Sitoplazmalarında
mitokondri gibi zarlı organeller yoktur. Kalıtım maddesi olan DNA
sitoplazma içerisine dağılmış durumdadır. Ribozomları vardır. Bu
hücrelerin hayâtî faaliyetleri sitoplazmada ve hücre zarında cereyân
eder. 2. Okaryotik hücreler: Zar,
sitoplazma, çekirdek ve organellerden meydana gelmişlerdir. Organeller,
sitoplazma içinde farklı görevlere ve yapıya sâhiptirler. Hücreler
gördükleri işe göre farklı şekil ve büyüklüktedirler. Bunlara örnek
olarak kas, sinir ve kemik hücreleri gösterilebilir. Kan hücrelerinden
olan alyuvarların çekirdekleri yoktur. Fakat farklılaşmaları sırasında
çekirdeklerini kaybettiklerinden bunlar da okaryotik hücrelerden
sayılırlar. Tabiattaki
canlılar tek veya çok hücrelidirler. Tek hücreli canlılarda bütün
hayâtî faâliyetler tek bir hücre içinde yapılır. Bunlara örnek olarak
“paramecium cudatum” (terliksi hayvan) ve amipler gösterilebilir. Çok
hücreli canlılarda ise hücrelerin görev ve yapı bakımından gruplanarak
meydana getirdikleri dokular ve bu dokuların da biraraya gelmesiyle
meydana gelen organlar mevcuttur. Bâzı hayvan hücreleri gözle
görülebilecek kadar büyüktür. İnsan vücudundaki en küçük hücre 4-5
mikron çapındadır. İnsan vücudunun en büyük hücresi olan dişi yumurta
hücresinin çapı ise 0,2 milimetreyi bulur
|